Kebir, Arapça kökenli bir sıfat olup ‘büyük, ulu, yüce’ anlamına gelir; İslam terminolojisinde hem Allah’ın sıfatı hem de büyük günah anlamında kullanılır.
Kavramın Anlamı
Kebir kelimesi, Arapça ‘k-b-r’ kökünden türemiş olup lügat anlamıyla büyüklüğü, yüceliği ve azameti ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de bu kök, Allah’ın sıfatları bağlamında çok sayıda ayette geçmektedir. El-Kebir ismi, Allah’ın mutlak büyüklüğünü ve zatî yüceliğini dile getiren esmalar arasında yer alır. Hiçbir varlığın O’nun büyüklüğüne ortak olamayacağı inancı tevhit anlayışının temelini oluşturur.
Fıkıh ve Ahlak Boyutu
Kebir kavramı, fıkıh literatüründe kebire yani büyük günah terimiyle de ilişkilidir. Kebairü’z-zünub ifadesi, had cezası gerektiren veya Kur’an ve hadislerde açıkça yasaklanan büyük günahları tanımlar. Alimler kebire ile sağir günah yani küçük günah arasındaki ayrımı; işlenen suçun niteliği, cezası ve manevi ağırlığı bakımından ele almıştır. Tövbe ve pişmanlık, kebirelerin bağışlanmasında temel şart sayılmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Kebir ile kebire arasındaki fark nedir?
Kebir, büyüklük anlamında Allah’a nispet edilen bir sıfattır; kebire ise büyük günah demektir. Biri ilahî yüceliği, diğeri ahlaki ağırlığı ifade eder.
Allah'ın el-Kebir ismi ne anlama gelir?
El-Kebir, Allah’ın zatî büyüklüğünü ve yüceliğini ifade eden esmasıdır; hiçbir varlığın O’na bu açıdan denk olamayacağı anlamını taşır.
Kebire sayılan günahlar hangileridir?
Allah’a ortak koşmak, haksız yere adam öldürmek, zina, hırsızlık ve ana babaya isyan Kur’an ile hadislerde kebire olarak sayılan günahlar arasındadır.
İlgili kavramlar: Kemal, Kerim, Keramet, Tevhit
Bu kavramı sınav formatında pekiştirmek için soru çöz veya özet ders notlarına göz at.
