Ehliyet, İslam hukukunda kişinin hukuki işlem yapma ve dini yükümlülükleri üstlenme kapasitesini ifade eden temel fıkıh usulü kavramıdır.
Kavramın Tanımı
Ehliyet kelimesi Arapça “ehl” kökünden türemiş olup birisinin bir işi yapmaya layık ve muktedir olması anlamını taşır. İslam hukukunda ehliyet; vücub ehliyeti (haklar ve borçların sahibi olma kapasitesi) ve eda ehliyeti (hukuki işlemleri bizzat gerçekleştirme kapasitesi) olmak üzere iki temel kategoride incelenir. Bu ayrım fıkıh usulünün en temel kavramsal çerçevelerinden birini oluşturur.
Vücub ve Eda Ehliyeti
Vücub ehliyeti, doğumdan ölüme dek her insanın sahip olduğu temel hukuki kapasiteyi ifade eder; mirasçı olmak, vasiyet almak gibi haklar bu kapasiteye dayanır. Eda ehliyeti ise bulûğ, akıl ve temyiz gibi koşulların varlığına bağlıdır; yani kişinin hukuki işlemleri bizzat yapabilmesi için bu koşulların sağlanmış olması gerekir. Akıl hastalığı, çocuk olma veya sefeh gibi durumlar eda ehliyetini kısmen ya da tamamen kaldırabilir. Fıkıh usulü bu nüansları ayrıntılı biçimde ele alır.
Sık Sorulan Sorular
Ehliyet ile mükellefiyet aynı mıdır?
Yakın kavramlardır; mükellefiyet yükümlülük taşımayı, ehliyet ise bu yükümlülüğü bizzat yerine getirebilme kapasitesini ifade eder.
Çocuk vücub ehliyetine sahip midir?
Evet; vücub ehliyeti doğumla başlar, eda ehliyeti ise bulûğ ve akıl şartlarının gerçekleşmesine bağlıdır.
İlgili kavramlar: Mükellef, Fıkıh Usulü, Bulûğ
Bu kavramı sınav formatında pekiştirmek için soru çöz veya özet ders notlarına göz at.
